9. ÜÇ PARMAKLA YEMEK YEMEK
ÜÇ PARMAKLA
YEMEK YEMENİN, PARMAKLARI YALAYIP YEMEK KABINI SIYIRMANIN, DÜŞEN
LOKMAYI ALIP YEMENİN, YEMEK KABINI SIYIRDIKTAN SONRA SİLMENİN
SÜNNETE UYGUN OLDUĞU, YEMEK KABINI SIYIRMADAN ÖNCE SİLMENİN İSE
SÜNNETE UYMADIĞI
748. İbn Abbas
radıyallahu anhümâ’dan rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Biriniz
yemek yediği zaman parmağını yalamadıkça (veya emmedikçe)
silmesin.”
Buhârî, Et`ime 52;
Müslim, Eşribe 129. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Et`ime 51;
İbn Mâce, Et`ime 9 |
٩- باب استحباب الأكل بثلاث أصابع واستحباب لعق الأصابع ، وكراهة
مسحها قبل لعقها واستحباب لعق القصعة وأخذ اللقمة الَّتي تسقط منه
وأكلها ومسحها بعد اللعق بالساعد والقدم وغيرها
٧٤٨-
عن ابن عباس رضي اللّه عنهما ،
قَالَ :
قَالَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إِذَا أكَلَ
أَحَدُكُمْ طَعَاماً ، فَلاَ يَمْسَحْ أَصَابِعَهُ حَتَّى
يَلْعَقَهَا أَوْ يُلْعِقَها )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
749. Kâ`b İbn Mâlik
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in üç
parmağıyla yemek yediğini, yemekten sonra da parmaklarını
yaladığını gördüm.
Müslim, Eşribe 131, 132.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime
49; Tirmizî, Et`ime 11 |
٧٤٩-
وعن كعب بن مالك رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
رأيتُ رسولَ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يَأكُلُ بثَلاَثِ أصابعَ ، فإذا فَرَغَ لَعِقَهَا .
رواه مسلم . |
|
750. Câbir İbn Abdullah
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem
parmakları yalayıp tabağı silmeyi emrederek şöyle buyurdu:
“Yemeğinizin neresinde bereket
bulunduğunu bilemezsiniz.”
Müslim, Eşribe 133 |
٧٥٠-
وعن جابر رَضِيَ اللّه عَنْهُ : أنَّ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم أمر بلعق الأصابع والصحفة ،
وقال : (
إنَّكُمْ لاَ تَدْرُونَ في أيِّ طَعَامِكُمُ البَرَكَةُ )
رواه مسلم . |
|
751. Câbir İbn Abdullah
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Herhangi birinizin lokması yere düştüğü
zaman, onu alıp bulaşan şeyi temizledikten sonra yesin. Lokmasını
şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini beze
silmesin. Zira yemeğinin neresinde bereket bulunduğunu bilemez.”
Müslim, Eşribe 136. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Et`ime 49;
Tirmizî, Et`ime 11 |
٧٥١-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( إِذَا وَقَعَتْ لُقْمَةُ أحَدِكُمْ ،
فَلْيأخُذْهَا فَلْيُمِطْ مَا كَانَ بِهَا مِنْ أذىً ،
وَلْيَأْكُلْهَا ، وَلاَ يَدَعْهَا لِلشَّيْطَان ، وَلاَ يَمْسَحْ
يَدَهُ بالمِنْدِيل حَتَّى يَلْعَقَ أصَابِعَهُ ، فَإنَّهُ لاَ
يَدْري في أيِّ طَعَامِهِ البَرَكَةُ ) رواه
مسلم . |
|
752. Yine Câbir
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Şüphesiz şeytan sizden birinizin her
yaptığı işte hazır olur. Hatta yemek yerken bile yanında bulunur.
Birinizin lokması yere düştüğünde onu alsın, üzerine yapışan
şeyleri temizledikten sonra yesin; onu şeytana bırakmasın.
Yemeğini bitirince parmaklarını yalasın; çünkü o yemeğinin
neresinde bereket bulunduğunu bilemez.”
Müslim, Eşribe 133-135. Ayrıca
bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 49; Tirmizî,
10, 11; İbn Mâce, Et`ime 9 |
٧٥٢-
وعنه : أنَّ رسول اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( إنَّ الشَّيْطَانَ يَحْضُرُ أحَدَكُمْ
عِنْدَ كُلِّ شَيْءٍ مِنْ شَأنِهِ ، حَتَّى يَحْضُرَهُ عِنْدَ
طَعَامِهِ ، فإذَا سَقَطَتْ لُقْمَةُ أحَدِكُمْ فَلْيَأخُذْهَا
فَليُمِطْ مَا كَانَ بِهَا مِنْ أذىً ، ثُمَّ لِيَأْكُلْهَا وَلاَ
يَدَعْهَا للشَّيْطَانِ ، فإذا فَرَغَ فَلْيَلْعَقْ أصابِعَهُ ،
فإنَّهُ لا يَدْري في أيِّ طعامِهِ البَرَكَةُ ) رواه
مسلم . |
|
753. Enes
radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem yemek
yediği zaman üç parmağını da yalar ve şöyle buyururdu:
“Herhangi birinizin lokması yere düştüğü
zaman onu alsın; üzerine yapışan şeyleri temizledikten sonra da
yesin; onu şeytana bırakmasın.”
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem bize
tabağın sıyırılmasını emrederek:
“Çünkü yemeğin neresinde bereket
olduğunu bilemezsiniz” derdi.
Müslim, Eşribe 136. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Et`ime 49;
Tirmizî, Et`ime 11 |
٧٥٣-
وعن أنسٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ ،
قَالَ :
كَانَ رسولُ اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم إِذَا أكَلَ طَعَاماً ، لَعِقَ أصَابِعَهُ الثَّلاَثَ
، وقال :
( إِذَا سقَطَتْ لُقْمَةُ أحَدِكُمْ فَلْيَأخُذْهَا ، ولْيُمِطْ
عنها الأذى ، وَليَأكُلْهَا ، وَلاَ يَدَعْها لِلْشَّيْطَان )
وأمَرَنا أن نَسْلُتَ القَصْعَةَ ، وقال :
( إنَّكُمْ لا تَدْرُونَ في أيِّ
طَعَامِكُمُ البَرَكَةُ ) رواه
مسلم . |
|
754. Saîd İbn Hâris, Câbir
İbn Abdullah’a:
- Ateşte pişen
bir şey yedikten sonra abdest almak gerekir mi? diye sordu. O da:
- Hayır,
gerekmez. Biz Peygamber
aleyhisselâm zamanında ateşte
pişen bir yemeği pek az görürdük. Onu yediğimiz zaman da, elimizi
silecek bez olmadığından avuçlarımıza, bileklerimize ve
ayaklarımıza silerdik. Yemekten sonra da abdest almadan namaz
kılardık, diye cevap verdi.
Buhârî, Et`ime 53. Ayrıca bk.
İbn Mâce, Et`ime 15 |
٧٥٤-
وعن سعيد بنِ الحارث : أنّه سأل جابراً
رَضِيَ اللّه عَنْهُ عنِ الوُضُوءِ مِمَّا مَسَّتِ النَّارُ ،
فَقَالَ :
لا ، قَدْ كُنَّا زَمَنَ النبيِّ صَلّى
اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم لا نَجِدُ مِثْلَ ذَلِكَ الطَّعامِ
إِلاَّ قليلاً ، فإذا نَحْنُ وجَدْنَاهُ ، لَمْ يَكُنْ لنا
مَنَادِيلُ إِلاَّ أكُفَّنا ، وسَواعِدَنَا ، وأقْدامَنَا ، ثُمَّ
نُصَلِّي وَلاَ نَتَوَضَّأُ . رواه
البخاري . |