62. BAŞKASINI KENDİNE TERCİH ETMEK
BAŞKASINI
KENDİNE TERCİH ETMEK, VARINI YOĞUNU MUHTAÇLARA VERMEK
•
“Kendileri muhtaç olsalar bile, başkasını
daha çok düşünürler.” Haşr sûresi (59), 9.
•
“Kendileri istekli oldukları halde
yemeklerini yoksula, öksüze ve esire verirler ve onlara: ‘Bunu
size Allah rızâsı için yediriyoruz. Sizden karşılık ve teşekkür
beklemiyoruz. Biz Rabbimizin sert, belâlı bir gününden korkarız’,
derler. Allah da onları o günün fenalığından korur. Yüzlerine
parlaklık, gönüllerine sevinç verir.” Dehr (İnsan)
sûresi (76), 8-11
•
“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda
harcamadıkça en iyiye eremezsiniz” [Âli-İmrân sûresi
(3), 92]. |
٦٢- باب الإيثار والمواساة
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أنْفُسِهِمْ وَلَوْ
كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ }[
الحشر : ٩ ]
،
وقال تَعَالَى :
{ وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ
مِسْكِيناً وَيَتِيماً وَأَسِيراً }
[ الدهر : ٨ ]
. |
|
564. Ebû Hüreyre
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e
gelerek:
- Ben açım,
dedi.
Allah’ın Resûlü
hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini
istedi. O da:
- Seni
peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, evde sudan
başka bir şey yok, dedi.
Hazret-i Peygamber bir
başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı
verdi. Daha sonra Resûl-i Ekrem’in
öteki hanımları da: Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim
ki, evde sudan başka bir şey yok, diye haber gönderince,
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem
ashâbına dönerek:
- “Bu gece bu şahsı kim misafir etmek
ister?” diye sordu.
Ensardan biri:
- Ben misafir
ederim, yâ Resûlallah, diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve
varınca karısına: Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’in
misafirini ağırla, dedi.
Bir başka
rivayete göre karısına:
- Evde yiyecek
bir şey var mı? diye sordu.
Hanımı:
- Hayır, sadece
çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var, dedi.
Sahâbî:
- Öyleyse
çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut.
Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de
yiyormuş gibi yapalım, dedi.
Sofraya
oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar.
Sabahleyin o
sahâbî Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem’in yanına gitti. Onu gören
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
- “Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan
Allahü teâlâ memnun oldu.”
Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 10,
Tefsîru sûre (59), 6; Müslim,
Eşribe 172 |
٥٦٤-
وعن أَبي هريرة رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النبيِّ صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم ،
فَقَالَ :
إنِّي مَجْهُودٌ، فَأرسَلَ إِلَى بَعْضِ نِسَائِهِ ، فَ
قالت :
وَالَّذي بَعَثَكَ بِالحَقِّ مَا عِنْدِي إِلاَّ مَاءٌ، ثُمَّ
أرْسَلَ إِلَى أُخْرَى ، فَقَالَتْ مِثلَ ذَلِكَ ، حَتَّى قُلْنَ
كُلُّهُنَّ مِثلَ ذَلِكَ : لا وَالَّذِي بَعَثَكَ بالحَقِّ مَا
عِنْدِي إِلاَّ مَاءٌ . فَقَالَ النبي
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : (
مَنْ يُضيفُ هَذَا اللَّيْلَةَ ؟ ) فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ
الأنْصَارِ : أنَا يَا رسولَ اللّه ، فَانْطَلَقَ بِهِ إِلَى
رَحْلِهِ ، فَقَالَ لامْرَأَتِهِ : أكرِمِي ضَيْفَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم .
وفي روايةٍ قَالَ لامْرَأَتِهِ : هَلْ عِنْدَكِ شَيْءٌ ؟ ف
قَالَتْ :
لاَ ، إِلاَّ قُوتَ صِبيَانِي . قَالَ: فَعَلِّليهم بِشَيْءٍ وَإذَا
أرَادُوا العَشَاءَ فَنَوِّمِيهمْ ، وَإِذَا دَخَلَ ضَيْفُنَا
فَأطْفِئي السِّرَاجَ ، وَأريهِ أنَّا نَأكُلُ . فَقَعَدُوا وَأكَلَ
الضَّيْفُ وَبَاتَا طَاوِيَيْنِ ، فَلَمَّا أصْبَحَ غَدَا عَلَى
النَّبيِّ صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم،
فَقَالَ :
( لَقَدْ عَجبَ اللّه مِنْ صَنِيعِكُمَا
بِضَيْفِكُمَا اللَّيْلَةَ )
متفقٌ عَلَيْهِ . |
|
565. Yine Ebû Hüreyre
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç
kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter.”
Buhârî, Et’ıme 11;
Müslim, Eşribe 178. Ayrıca bk.
Tirmizî, Et’ıme 21
Müslim’in Câbir İbn
Abdullah’tan rivayet ettiği bir hadise göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Bir kişinin yiyeceği iki kişiye, iki
kişinin yiyeceği dört kişiye, dört kişinin yiyeceği ise sekiz
kişiye yeter.”
Müslim, Eşribe 179-181. Ayrıca
bk. Tirmizî, Et’ıme 21; İbn Mâce,
Et’ıme 2 |
٥٦٥-
وعنه ،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( طَعَامُ الاثْنَيْنِ
كَافِي الثَّلاَثَةِ ، وَطَعَامُ الثَّلاَثَةِ كَافِي الأربَعَةِ )
متفقٌ عَلَيْهِ .
وفي رواية لمسلمٍ عن جابر
رَضِيَ اللّه عَنْهُ ، عن النبي
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
قَالَ :
( طَعَامُ الوَاحِدِ يَكْفِي الاثْنَيْنِ
، وَطَعَامُ الاثْنَيْنِ يَكْفِي الأَرْبَعَةَ ، وَطَعَامُ
الأَرْبَعَة يَكْفِي الثَّمَانِية ) . |
|
566. Ebû Saîd el-Hudrî
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir defasında
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
ile bir seferde bulunuyorduk. Bu sırada devesine binmiş bir
adam çıkageldi. Bir şeyler umarak sağa sola bakınmaya başladı.
Bunun üzerine
Resûl-i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem:
“Yanında
ihtiyacından fazla binek hayvanı olanlar, olmayanlara versinler.
Fazla azığı olanlar, azığı olmayanlara versinler”
buyurdu.
Hazret-i Peygamber daha
birçok mal çeşidi saydı. İşte o zaman kimsenin ihtiyacından fazla
bir şey bulundurmaya hakkı olmadığını anladık.
Müslim, Lukata 18. Ayrıca bk.
Ebû Dâvûd, Zekât 32 |
٥٦٦-
وعن أَبي سعيد الخدري رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
بَيْنَمَا نَحْنُ فِي سَفَرٍ مَعَ النَّبيِّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم إذْ
جَاءَ رَجُلٌ عَلَى رَاحِلَةٍ لَهُ ، فَجَعَلَ يَصرِفُ بَصَرَهُ
يَميناً وَشِمَالاً ، فَقَالَ رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم : (
مَنْ كَانَ مَعَهُ فَضْلُ ظَهْرٍ فَليَعُدْ بِهِ عَلَى مَنْ لا ظَهرَ
لَهُ ، وَمَنْ كَانَ لَهُ فَضْلٌ مِنْ زَادٍ ، فَلْيَعُدْ بِهِ عَلَى
مَنْ لا زَادَ لَهُ ) فَذَكَرَ مِنْ أصْنَافِ المالِ مَا ذكر
حَتَّى رَأيْنَا أنَّهُ لاَ حَقَّ لأحَدٍ مِنَّا في فَضْلٍ . رواه
مسلم . |
|
567. Sehl İbn Sa’d
radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir kadın
dokuduğu kumaşı (bürdeyi)
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem’e getirip verdi ve:
- Bunu giyesin
diye kendi ellerimle dokudum, dedi.
Böyle bir
kumaşa ihtiyacı olan Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem onu aldı, izâr olarak (belden aşağısına)
giyinip yanımıza geldi.
Bunu gören
falanca, Hazret-i Peygamber’e:
- Ne kadar da
güzelmiş! Bunu ver de ben giyineyim, dedi.
Resûl-i Ekrem:
- Peki, dedi.
Orada biraz oturduktan sonra evine döndü. Kumaşı katlayıp o adama
gönderdi.
Ashâb-ı kirâm o
sahâbîye:
- Hiç de iyi
yapmadın. Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem öyle bir kumaşa ihtiyacı olduğu için onu giyinmişti.
Üstelik sen, Hazret-i Peygamber’in,
kendisinden bir şey isteyeni geri çevirmediğini bile bile o kumaşı
istedin, dediler.
O şahıs şunları
söyledi:
- Vallahi ben o
kumaşı giyinmek için değil, kendime kefen yapmak için istedim.
Hadisin râvisi
Sehl İbn Sa’d’ın dediğine göre o kumaş bu zâtın kefeni oldu.
Buhârî, Cenâiz 28, Büyû’ 31,
Libâs 18, Edeb 39. Ayrıca bk. Nesâî,
Zînet 97; İbn Mâce, Libâs 1 |
٥٦٧-
وعن سهل بن سعدٍ رَضِيَ اللّه عَنْهُ
: أنَّ أمْرَأةً جَاءَتْ إِلَى رسول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم بِبُرْدَةٍ مَنْسُوجَةٍ ، فَ
قَالَتْ :
نَسَجْتُها بِيَدَيَّ لأَكْسُوكَهَا ، فَأَخَذَهَا النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
مُحْتَاجاً إِلَيْهَا ، فَخَرَجَ إِلَيْنَا وَإنَّهَا إزَارُهُ ،
فَقَالَ فُلانٌ : اكْسُنِيهَا مَا أحْسَنَهَا !
فَقَالَ :
( نَعَمْ ) فَجَلَسَ النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم في
المَجْلِسُ ، ثُمَّ رَجَعَ فَطَواهَا ، ثُمَّ أرْسَلَ بِهَا إِلَيْهِ
: فَقَالَ لَهُ الْقَومُ : مَا أحْسَنْتَ ! لَبِسَهَا النَّبيُّ
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
مُحتَاجَاً إِلَيْهَا ، ثُمَّ سَألْتَهُ وَعَلِمْتَ أنَّهُ لا
يَرُدُّ سَائِلاً ،
فَقَالَ :
إنّي وَاللّه مَا سَألْتُهُ لألْبِسَهَا ، إنَّمَا سَألْتُهُ
لِتَكُونَ كَفنِي . قَالَ سَهْلٌ : فَكَانَتْ كَفَنَهُ . رواه
البخاري . |
|
568. Ebû Mûsâ el-Eş’arî
radıyallahu anh’den rivayet
edildiğine göre Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Eş’arîler, gazâda azıkları tükenmeye
yüz tuttuğu veya Medine’de ailelerinin yiyeceği azaldığı zaman,
yanlarında ne varsa getirip bir yaygıya dökerler. Sonra bunu bir
kapla aralarında eşit olarak paylaşırlar. İşte bu sebeple
Eş’arîler bendendir, ben de onlardanım.”
Buhârî, Şirket 1;
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 167 |
٥٦٨-
وعن أَبي موسى رَضِيَ اللّه عَنْهُ
،
قَالَ :
قَالَ رسول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم : ( إنَّ الأشْعَرِيِّينَ
إِذَا أرْمَلُوا في الغَزْوِ ، أَوْ قَلَّ طَعَامُ عِيَالِهِمْ
بالمَديِنَةِ ، جَمَعُوا مَا كَانَ عِنْدَهُمْ في ثَوْبٍ وَاحِدٍ ،
ثُمَّ اقْتَسَمُوهُ بَيْنَهُمْ في إنَاءٍ وَاحدٍ بالسَّوِيَّةِ
فَهُمْ مِنِّي وَأنَا مِنْهُمْ )
متفقٌ عَلَيْهِ .
( أرْمَلُوا )
: فَرَغَ زَادُهُمْ أَوْ قَارَبَ
الفَرَاغَ . |