43. EHL-İ BEYT’E SAYGI
HAZRET-İ
PEYGAMBER’İN EHL-İ BEYTİNE SAYGI VE ONLARIN ÜSTÜNLÜKLERİ
•
“Ey Ehl-i beyt! Allahü teâlâ sizden günâhı
gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” Ahzâb sûresi
(33), 33
•
“Kim Allahü teâlâ’nın dinine saygı
gösterirse, şüphesiz bu tutum o kimselerin müttakî olduğunu
gösterir.” Hac sûresi (22), 32 |
٤٣- باب إكرام أهل بيت رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم
وبيان فضلهم
قَالَ اللّه تَعَالَى
: { إِنَّمَا يُرِيدُ اللّه لِيُذْهِبَ
عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيراً }
[ الأحزاب : ٣٣ ]
،
وَقالَ تَعَالَى :
{ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللّه
فَإِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ }
[ الحج : ٣٢ ]
. |
|
347.
Yezîd İbn Hayyân şöyle dedi:
Birgün Husayn
İbn Sebre ve Amr İbn Müslim ile
beraber Zeyd İbn Erkam’ın evine gittik. Yanına oturduğumuzda
Husayn İbn Sebre dedi ki:
- Zeyd! Sen pek
çok lutfa nâil olmuş bir kimsesin.
Resûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem’i gördün, sözünü dinledin, onunla birlikte
savaşlara katıldın ve arkasında namaz kıldın. Doğrusu büyük
saâdete erdin, Zeyd! Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’den
duyduklarını bize de anlat!
Bunun üzerine
Zeyd şunları söyledi:
- Yiğenim!
Vallahi çok yaşlandım. Aradan çok zaman geçti.
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem’den
duyup öğrendiklerimin bir kısmını unuttum. Bu sebeple size
anlattıklarımı öğrenin. Anlatmadıklarım hususunda da beni
zorlamayın.
Zeyd sözlerine
devamla dedi ki:
Birgün
Resûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem, Mekke
ile Medine arasındaki Hum suyu başında ayağa kalkarak bize bir
konuşma yaptı. Allah’a hamd ü senâdan sonra bize öğüt verdi. Sonra
da şöyle buyurdu:
- “Ey insanlar! Ben de bir insanım.
Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun dâvetine uyup
gideceğim. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri, insanı doğruya
götüren bir rehber ve nur olan Allah’ın Kitâbı Kur’an’dır. Ona
yapışın ve sımsıkı sarılın!”
Peygamber
aleyhisselâm Kur’an’a sarılma ve
ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulundu. Sonra sözüne şöyle
devam etti:
“Size bir de Ehl-i beyt’imi bırakıyorum.
Allah’dan korkun da Ehl-i beyt’ime saygılı davranın! Allah’dan
korkun ve Ehl-i beyt’ime saygılı davranın!.”
Husayn İbn
Sebre:
- Zeyd!
Peygamber’in Ehl-i beyt’i
kimdir? Hanımları da Ehl-i beyt’inden değil midir? diye sorunca
Zeyd dedi ki:
- Hanımları da
Ehl-i beyt’indendir. Fakat onun asıl Ehl-i beyt’i, kendisinden
sonra da sadaka almaları haram olanlardır.
Husayn:
- Sadaka
almaları haram olanlar kimlerdir? diye sordu.
Zeyd:
- Ali’nin
ailesi, Akîl’in ailesi, Ca`fer’in ailesi ve Abbas’ın ailesidir,
dedi.
Husayn:
- Bunların
hepsine sadaka almak haram mıdır? diye sorunca Zeyd İbn Erkam:
- Evet,
cevabını verdi. Müslim,
Fezâilü’s-sahâbe 36
Bir başka
rivayete göre Resûl-i Ekrem
şöyle buyurdu:
- “Size iki
önemli şey bırakıyorum. Bunlardan biri Allah’ın Kitâb’ıdır. O
Allah’ın ipidir. Ona yapışan doğru yolu bulur. Onu bırakan da
yolunu sapıtır.”
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 37 |
٣٤٧-
وعن يزيد بن حَيَّانَ ،
قَالَ :
انْطَلَقْتُ أنَا وحُصَيْنُ بْنُ سَبْرَة ، وَعَمْرُو ابن
مُسْلِم إِلَى زَيْد بْنِ أرقَمَ
رضي اللّه عَنْهمْ ، فَلَمَّا جَلسْنَا إِلَيْهِ قَالَ لَهُ حُصَيْن
: لَقَدْ لقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْراً كَثِيراً ، رَأيْتَ رَسُول اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ،
وسمعتَ حديثَهُ ، وغَزوْتَ مَعَهُ ، وَصَلَّيْتَ خَلْفَهُ : لَقَدْ
لَقِيتَ يَا زَيْدُ خَيْراً كَثيراً ، حَدِّثْنَا يَا زَيْدُ مَا
سَمِعْتَ مِنْ رسولِ اللّه صَلّى اللّه
عَلَيْهِ وسَلَّم
قَالَ :
يَا ابْنَ أخِي ، وَاللّه لقد كَبِرَتْ سِنِّي ، وَقَدُمَ عَهدِي ،
وَنَسيتُ بَعْضَ الَّذِي كُنْتُ أعِي مِنْ رسولِ اللّه
صَلّى اللّه عَلَيْهِ وسَلَّم ، فما
حَدَّثْتُكُمْ ، فَاقْبَلُوا ، ومَا لا فَلاَ تُكَلِّفُونيهِ . ثُمَّ
قَالَ :
قام رَسُول اللّه صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم يَوماً فينا خَطِيباً بمَاء يُدْعَى خُمَّاً بَيْنَ
مَكَّةَ وَالمَدِينَةِ ، فَحَمِدَ اللّه ، وَأثْنَى عَلَيهِ ، وَوعظَ
وَذَكَّرَ ، ثُمَّ
قَالَ :
( أمَّا بَعدُ ، ألاَ أَيُّهَا النَّاسُ ،
فَإنَّمَا أنَا بَشَرٌ يُوشِكَ أنْ يَأتِي رسولُ ربِّي فَأُجِيبَ ،
وَأنَا تارك فيكم ثَقَلَيْنِ : أوَّلُهُمَا كِتَابُ اللّه ، فِيهِ
الهُدَى وَالنُّورُ ، فَخُذُوا بِكتابِ اللّه ، وَاسْتَمْسِكُوا بِهِ
) ، فَحَثَّ عَلَى كِتَابِ اللّه ، وَرَغَّبَ فِيهِ ، ثُمَّ
قَالَ :
( وَأهْلُ بَيْتِي أُذكِّرُكُمُ اللّه في
أهلِ بَيْتي ، أذكرُكُمُ اللّه في أهل بيتي ) فَقَالَ لَهُ
حُصَيْنٌ : وَمَنْ أهْلُ بَيتهِ يَا زَيْدُ ، أَلَيْسَ نِسَاؤُهُ
مِنْ أهْلِ بَيْتِهِ ؟
قَالَ :
نِسَاؤُهُ مِنْ أهْلِ بَيتهِ ، وَلكِنْ أهْلُ بَيتِهِ مَنْ حُرِمَ
الصَّدَقَةَ بَعدَهُ ،
قَالَ :
وَمَنْ هُمْ ؟
قَالَ :
هُمْ آلُ عَلِيٍّ وَآلُ عقيل وَآلُ جَعفَرَ وآلُ عَبَّاسٍ .
قَالَ :
كُلُّ هؤلاء حُرِمَ الصَّدَقَةَ ؟
قَالَ :
نَعَمْ . رواه مسلم .
وفي رواية : ( ألاَ وَإنّي تَارِكٌ فِيكُمْ
ثَقَليْنِ : أحَدُهُما كِتَابُ اللّه وَهُوَ حَبْلُ اللّه ، مَنِ
اتَّبَعَهُ كَانَ عَلَى الهُدَى ، وَمَنْ تَرَكَهُ كَانَ عَلَى
ضَلالَة ) . |
|
348. İbn Ömer
radıyallahü anhümâ Ebû Bekri’s-Sıddîk
radıyallahü anh’ın şöyle
buyurduğunu rivayet etti:
Ehl-i beyt’ini
sevip sayma konusunda Peygamber
aleyhisselâmın emrini tutunuz.
Buhârî, Fezâilü’s-sahâbe 12,
22 |
٣٤٨-
وعن ابن عمر رضي اللّه عنهما ، عن
أَبي بكر الصديق رَضِيَ اللّه عَنْهُ
- مَوقُوفاً عَلَيهِ - أنَّهُ
قَالَ :
ارْقَبُوا مُحَمداً صَلّى اللّه عَلَيْهِ
وسَلَّم في أهْلِ بَيْتِهِ . رواه
البخاري .
معنى ( ارقبوه ) : راعوه واحترموه
وأكرموه ، واللّه أعلم . |