Geri

   

 

 

İleri

 

74 - KUR’ÂN'DA MÜFRED MÂNÂDA OLAN ÂYETLER

5996 es-Silefî «el-Muhtar Mine't-Tuyuriyyât» adlı eserinde, Şa'bi'nin şöyle dediğini nakleder: Ömer b. Hattab, aralarında İbn-i Mesûd'un da bulunduğu, develerin üzerinde yolculuk eden bir kafileye rastladı. Adamların­dan birine: Bu kafilenin nereden geldiğini sormasını emretti. Onlar da mutlaka bir âlim olmalı diyerek, adamına şunu sormasını istedi: Kur’ân'ın en değerli â-yeti hangisidir? İbn-i Mesûd bu soruya, ***** «Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur, daima diri, yaratıklarını koruyup yönetendir.» (Bakara, 255.) âyetidir, şeklinde cevap verdi. Hazret-i Ömer: Kur’ân'ın en muhkem âyeti hangisidir? sor bakalım dedi. İbn-i Mesûd buna da ***** «Allah, adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder..» (Nahl, 90.) âyeti­dir, şeklinde cevapladı. Hazret-i Ömer: Kur’ân'ın en geniş mânalı âyeti hangisidir? sor bakalım, dedi. İbn-i Mesûd buna da, ***** «Artık kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür. Ve kim de zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu görür.» (Zilzâl, 7-8.) âyetleridir, şeklinde cevapladı. Hazret-i Ömer Kur’ân'da en çok ümit veren âyet hangisidir? sor dedi, İbn-i Mesûd: ***** «De ki: Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım...» (Zümer, 53.) âyetidir, şeklinde cevaplayınca Hazret-i Ömer: Ara­nızda İbn-i Mesûd var mı? diye sordu. Onlar da: Evet vardır cevabını verdiler. Bu rivâyetin bir benzerini, Abdurrazzâk «Tefsir»inde nakletmiştir.

Abdurrazzâk «Tefsir»inde, İbn-i Mesûd'dan şöyle dediğini rivâyet e-der: Kur’ân'da adaleti en güzel şekilde ifade eden âyet, ***** (Nahl, 90.) âyeti, Kur’ân'ın en muhkem âyeti, ***** (Zilzâl, 7-8.) âyetidir.

Hâkim, İbn-i Mesûd'un şöyle dediğini rivâyet eder: Hayır ve şerri ifade eden Kur’ân'ın en geniş manalı âyeti, ***** (Nahl, 90.) âye­tidir.

Gene İbn-i Mesûd'dan yaptığı rivâyette şöyle dediğini nakleder: Kur’ân-da sevinç ifade eden en değerli âyet, ***** «De ki: Ey nefsine karşı aşırı giden kullarım...» (Zümer, 53.) âyetidir. Kur’ân'da tevekkülü en güzel ifade eden âyet, ***** «Kim Allah'a güve­nirse O, ona yeter..» (Talak, 3.) âyetidir.

Ebû Zerri'il-Haravî «Fedâilu'l-Kur’ân» adlı eserinde, Yahya b. Ya'mer tarikıyle İbn-i Mesûd'un şöyle dediğini rivâyet eder: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) in şöyle dediğini işittim:

Kur’ân'da en değerli âyet, ***** âyeti,

Adaleti en güzel ifade eden âyet, ***** âyeti,

Korkuyu en çok ifade eden âyet ***** (Zilzâl, 7-8.) âyetleri,

En çok ümit veren âyet de, ***** «De ki: 'Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidi kesmeyin.» (Zümer, 53.) âyetidir.

6000 Kur’ân'da en çok ümit veren âyetin hangisi olduğu hususunda çeşitli gö­rüşler ileri sürülmüştür. Bunlar, sırasiyle şunlardır:

1 - Zümer sûresinin yukarıda zikredilen 53. âyetidir.

2-***** «..'İnanmadın mı' dedi, 'Hayır'...» (Bakara, 260.) âyetidir. Bunu Hâkim «Müstedrek» inde, Ebû Ubeyd de Safvân b. Selim'den şöyle dediğini rivâyet etmiştir: İbn-i Abbâs, bir gün İbn-i Ömer'le karşılaştı­ğında şunu sordu: Kur’ân'da en ümit verici âyet hangisidir? Bu soruya İbn-i Ö-mer: ***** (Zümer, 53.) âyetidir, şeklinde cevaplan­dırınca İbn-i Abbâs: Lakin, bu mânada bir âyet, ***** «İbrahim de bir zaman: 'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster' demişti. 'İnanmadın mı' dedi. 'Hayır İnandım, fakat kalbim kuvvet bulsun diye...» (Bakara, 260.) âyetidir, diyerek, Cenab-ı Hak, Hazret-i İbrahim'den ***** sözüyle razı olmuştur, buyurdu. İbn-i Ömer bu söz ü-zerine: Hazret-i İbrahim'in bu şekildeki ifadesi, şeytanın vermiş olduğu vesveseden dolayı kalbde ârız olan endişeden ibarettir, dedi.

3- Ebû Nu'aym, «Hilye» adlı eserinde, Ali b. Ebî Tâlib'in şöyle dediği­ni rivâyet eder: Ey lrak uleması, siz Kur’ân'da en ümit verici âyetin, ***** (Zümer, 53.) âyeti olduğunu söylersiniz. Fakat biz Mekke'liler, Kur'-an'da en ümit verici âyetin, şefaat ifade eden, ***** «Rabbin sana verecek ve sen de razı olacaksın..» (Duhâ, 5.) âyeti olduğu i-nancındayız.

4- Vâhidî, Ali b. Hüseyn'in şöyle dediğini rivâyet eder: Cehennem ehline en ağır âyet, ***** «Şimdi tadın, artık size azabdan başka bir şey tattırmayacağız..» (Nebe', 30.) âyeti, tevhid ehline en çokça ümit vaad eden âyet, ***** «Allah kendisine ortak koşulmasını bağışla­maz..» (Nisâ, 48.) âyetidir.

Tirmizî, hasen bir senedle Hazret-i Ali'nin şöyle dediğini rivâyet eder: Kur’ân'-da en sevdiğim âyet, ***** (Nisâ, 48.) âyetidir.

5- Müslim «Sahih»inde İbnu'l-Mübârek'in şöyle dediğini rivâyet eder: Kur’ân'da en sevdiğim âyet, ***** «Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler... Allah'ın bağışlamasını sevmez-misiniz?..» (Nûr, 22.) âyetidir.

6- İbn-i Ebîd-Dünya, Kitabu't-Tevbe bahsinde Ebû Osman Nehdî'nin şöyle dediğini rivâyet eder: Bana göre bu ümmete en ümit verici âyet, ***** «Başka bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler, iyi işle kötü işi birbirine karıştırdılar.» (Tevbe, 102.) âyetidir.

7-8- Ebû Cafer en-Nahhâs şöyle der: ***** «Yoldan çıkmış kavimden başkası helak edilir mi?» (Ahkâf, 35.) âyeti, bana göre Kur'-an'ın en ümit verici âyetidir. Ancak İbn-i Abbâs, bu nevi âyetin ***** «...Şüphesiz Rabbin onların zulümlerine karşı mağfiret sahibi­dir...» (Ra'd, 6.) âyeti olduğunu söyler. Aynı ibareyi Mekkî, İbn-i Abbâs'dan rivâyet ederek, Cenab-ı Hak, Ra'd âyetinde ***** «..onların ihsanlarına karşı..» buyurmamıştır, demiştir.

9- Heravî «Menâkibu'ş-Şafi'î» adlı eserinde, İbn-i Abdi'l-Ha-kem'in şöyle dediğini rivâyet eder: Şafiî'ye hangi âyet, ümit vericidir diye sor­dum. Cevabında ***** «Akraba olan yetimi, yahut hiç bir şeyi olmayan yoksulu..» (Beled, 15-16.) âyetleri olduğunu söylemiştir. Ken­disine, Mü’min'e ümit veren hangisidir, diye sorduğumda: «Kıyamet gününde her Müslüman'a kâfirlerden birini fidye etmesi hakkı verilip» şeklindeki ha­distir, cevabını vermiştir.

10- ***** «De ki: Herkes kendi haline uygun yolda ha­reket eder..» (İsrâ, 84.) âyetidir.

11- ***** «..biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız?» (Sebe', 17.) âyetidir.

12- ***** «Bize -Allah-ı yalanlayıp O'n, dan yüz çevirenin azaba uğrayacağı vahyolundu...» (Tâhâ, 48.) âyetidir. Bunu Kirmânî nakletmiştir.

13-***** «Başınıza gelen herhan­gi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı yüzündendir. -Allah- bir çoğunu da affeder..» (Şûrâ, 30.) âyetidir.

Bu dört âyeti Nevevî, «Ruûsu'l-Mesâil» adlı eserinde nakletmiş­tir. Son âyet, Hazret-i Ali'den rivâyet edilmiştir. İmâm Ahmed «Musned»inde Hazret-i Ali'nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

6014

14- Size Resûlüllah'ın bildirdiği Kur’ân'ın en faziletli âyetini söyleyeyim mi? Bu âyet, ***** (Şûrâ, 30.) âyeti hakkında Şiblî şöyle der: Allah, kendisini birleyen, şeha­det getiren bir kâfire cennete girme iznini verirse, kelime-i şehadette devamlı bulunanı hiç cennetten çıkarır mı?

15- Borç âyetidir. Bunun izahı şudur: Bu âyetle Allah kullarına dünyevî menfaatlerinde yol göstermiş, az olsun çok olsun, borçlarını yazma hususuna önem vermelerini istemiştir. Bu âyetle Allah Kullarını bağışlayacağı ümidini ver­mektedir.

Burada, şunu ilâve etmek isterim: Buna, İbn-i Munzir'in İbn-i Mesûd'dan-yaptığı şu rivâyet ilâve edilebilir. İbn-i Mesûd'un bulunduğu bir mecliste Allah'ın İsrail oğullarını faziletli kılmasından söz edilince İbn-i Mesûd şunları söyledi: Benû İsrailden biri, günah işlediğinde, sabahleyin kapısına şu bırakılırdı; «İşledi­ğiniz günahın kefâreti olarak Allah'tan bağışlanmanızı dileyin ki günahlarınız ba­ğışlansın.» Allah'a yemin ederim ki şu âyet bana, dünya ve dünyada olanlardan daha sevimlidir. Bu âyet, ***** «Ve onlar bir kötülük yaptıkları ya da nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak» (Âl-i İmrân, 135.) âyetidir.

6017 İbn-i Ebîd-Dünya, Kitabu't-Tevbe bahsinde, İbn-i Abbâs'ın şöyle dediğini nakleder: Nisâ sûresinde sekiz âyet vardır ki Müslümanlara, bütün dünya ma­lından daha hayırlıdır. Bunlar:

1- (Nisâ, 26) «Allah size -helâl ve haram olanı- açıklamak ve sizi, sizden önceki­lerin yollarına iletmek ve sizin günahlarınızı bağışlamak istiyor...»

2- (Nisâ, 27.) «Allah, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.»

3- (Nisâ, 28.) «Allah sizden ağır teklifleri hafifletmek istiyor...»

4-(Nisâ, 31.) «Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız...»

5-(Nisâ, 40.) «Allah zerre kadar haksızlık etmez...»

6- (Nisâ, 110.) «Kim bir kötülük yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse...»

7- (Nisâ, 48.) «Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz..»

8- (Nisa, 152.) «Ve onlar ki, Allah'a ve elçilerine inandılar, onlardan hiç biri arasında ayırım yapmadılar...» âyetleridir.

6018 İbn-i Ebî Hâtim, İkrime'nin şöyle dediğini rivâyet eder: İbn-i Abbâs'a: Kur' an'da, Müslümana en kolay gelen âyet hangisidir, diye sorulduğunda, ***** «Rabbimiz, Allah'tır deyip sonra..» (Fussilet, 30.) âyetidir, cevabını vermiştir.

İbn-i Râhaveyh, «Musned»inde şöyle rivâyet etmiştir: Bize Ebû Ömer 'Akadî, o da, bize Abdullah b. Atıyye, o da Muhammed b. Munteşir'in şöyle de­diğini nakleder: Bir kimse Ömer b. Hattab'a, Kur’ân'da en çok korku veren âyeti biliyorum dedi. Hazret-i Ömer bu sözüne kızarak elindeki sopayla vurdu: Niye bu âyeti arayıp buldun? Peki, o hangi âyettir diye sordu. O kimse, ***** «Kötülük yapan cezasını çeker» (Nisâ, 123.) âyetidir cevabını verdi. Ve şunu ilâve etti: Bizden kim olursa olsun, kötülük yaptığında mutlaka cezasını görür. Bunun üzerine Hazret-i Ömer: Bu âyet nâzil olduğunda, yiyip içmez durum­daydık. Sonra bunu hafifleten, ***** «kim bir kötülük yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'dan mağfiret dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.» (Nisâ, 110.) âyeti nâzil olunca rahatladık, buyurdu.

İbn-i Ebî Hâtim, Hasan-i Basri'nin şöyle dediğini rivâyet eder: Ebû Berze Eslemi'ye, cehennem ehline işaret eden en şiddetli âyet hangisidir diye sor­dum. Bana: ***** «..artık size azabdan başka bir şey artırmaya­cağız..» (Nebe', 30.) âyetidir, cevabını verdi.

6021 «Sahihu'l-Buharî»de Süfyân'ın şöyle dediği rivâyet edilir: Kur'-an'da bana en şiddetli gelen âyet, ***** «..siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadık­ça bir esas üzerinde değilsiniz.» (Mâide, 68.) âyetidir demiştir.

İbn-i Cerîr, İbn-i Abbâs'ın şöyle dediğini rivâyet eder: Kur’ân'da şu âyet­ten daha azarlayıcı bir âyet görmedim. ***** «Rabbanîler ve hahamların onları günah söz söylemekten, haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi?..» (Mâide, 63.)

İbn-i Mübarek «Kitabu'z-Zühd»ünde, Dahhâk b. Müzahim'in şöyle dediğini rivâyet eder: Kur’ân'da bana göre, Mâide, 63. (yukarıda geçen) âyeti, korku veren âyetlerin en şiddetlisidir.

6024 İbn-i Ebî Hâtim, Hasani Basri'nin şöyle dediğini rivâyet eder: Resûlüllah'a ***** «..Fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi için­de gizliyordun, insanlardan çekiniyordun..» (Ahzâb, 37.) âyetinden daha ağır gelen bir âyet nâzil olmamıştır.

İbn-i Munzir, İbn-i Sîrin'den şu rivâyette bulunmuştur: Münafıklara, şu â-yetten daha çok korku veren bir âyet nâzil olmamıştır. ***** «İnsanlardan kimi de vardır ki, 'Allah'a ve âhiret gü­nüne inandık' derler, oysa inanmamışlardır.» (Bakara, 8.) âyet.

İbn-i Munzir, Ebû Hanife'den şunu rivâyet eder: Kur’ân'da en çok korku veren âyet, ***** «Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakı­nın..» (Âl-i İmrân, 131.) âyetidir.

Bazıları da en çok korku veren âyetin, ***** «Ey iki sekal (bir ağırlığı, şerefi olan iki toplum) sizin için de (hesabınızı görecek) boş vaktimiz olacak.» (Rahmân, 31.) âyeti olduğunu söylemiş, bu yüzden Bazı ulema bu âyeti gece bekçisinden işitseydim, sabaha kadar uyumazdım demiştir.

Ebû Zeyd «Nevadir» adlı eserinde, İmâm Mâlik'in şu sözünü nakle­der: Nefsine uyanlara dehşet veren âyet, ***** "O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır..» (Âl-i İmrân, 106.) âyetidir.

İbn-i Ebî Hâtim, Ebû’l-Âliyye'nin şu sözünü nakleder: Kur’ân'da iki âyet vardır ki, Kur’ân'la mücadele edene, çok ağır gelir. Bunlar, ***** «İnkâr edenlerden başkası, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele etmez..» (Mü'min, 4.) âyeti ile, ***** «Kitapta ayrılı­ğa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlık içindedirler.» (Bakara, 176.) âyeti­dir.

6030 Saîdi şöyle der: Hacc sûresi; içinde Mekkî-Medenî, hazarî-seferî, leylî-neharî, harb ve sulh hâli, nasih-mensûh gibi âyetleri ihtiva eden bir sûredir. Mekkî âyetler, otuzuncu âyetten sûrenin sonuna kadar devam eden âyetlerdir. Medeni âyetler, on beşinci âyetten otuzuncu âyete kadardır. Leylî âyetler, sû­renin başından itibaren beş âyettir. Neharî âyetler, dokuzuncu âyetten on ikinci âyete kadar olan âyetlerdir. Hadarî âyetler, yirminci âyete kadar devam eden âyetlerdir.

Suyutî şunu ilâve eder: Seferi âyet, sûrenin ilk âyetidir. Nasih âyeti ***** «Kendileriyle savaşılan Mü’minlere savaşma izni verildi..» (Hac, 39.), mensûh, ***** «Allah aranızda hükmedecektir..» (Hac, 69.) âyeti­dir ki bunu seyf âyeti neshetmiştir. ***** «Senden önce hiç bir re­sûl göndermemiştik ki...» (Hac, 52.) âyetini ise ***** «Sana okuta­cağız ve sen unutmayacaksın.» (A'lâ, 6.) âyeti neshetmiştir.

6032 Kirmânî şöyle der: Müfessirler, ***** «Ey inananlar, a-ranızda şahitlik etsin..» (Mâide, 106.) âyetini, hüküm, mânâ ve irâb bakımından Kur’ân'ın müşkil âyetlerinden olduğunu zikrederler.

Bir başka müellif şöyle der: ***** «Ey Ademoğulları, süsle­rinizi alın.» (A'raf, 31.) âyeti, emir, nehiy, mübah ve haram bakımından, dînî hü­kümlerin esaslarını toplayan bir âyettir.

Kirmânî «Acaib» adlı eserinde: ***** «Size en güzel kıssayı anlatıyoruz.» (Yûsuf, 3.) âyeti hakkında şunu söyler: Âyetteki kıssa sözü, Yusuf kıssasına işaret eder. Hased edenle edileni, efendi ile kölesi, şahidlik edenle edileni, âşık ile mâşuku, hapsedilenle serbest bırakılanı, tutuk­lananla tutuklanmayanı, bollukla kıtlığı ve insan için izahı güç olan şeyleri ihtiva ettiğinden, bu kıssaya «ahsenu'l-Kasas» adı verilmiştir.

Ebû Ubeyde'nin Ru'be'den şu rivâyetini de nakleder: Kur’ân'da en mâ­nalı âyet, ***** «O halde sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle..» (Hicr, 94.) âyetidir.

6036 İbn-i Hâleveyh, «Kitabu Leyse» adlı eserinde şöyle der: Arapça-da mâ-i nâfiyeyi üç lügatta toplayan âyet, ***** «O kadınlar onların ana­ları değildir.» (Mücadele, 2.) âyetidir. Cumhur, ***** kelimesindeki 'yı man­sub, Bazı ulema merfû, İbn-i Mesûd da harfi cer ilâvesiyle mecrur okumuştur. İbn-i Hâleveyh, Kur’ân'da ***** vezninde, İbn-i Abbâs'ın kırâatına göre ***** «İyi bilin ki onlar O'ndan gizlenmek için göğüslerini büzerler..» (Hûd, 5.) âyetinden başka bir âyet yoktur.

6037 Bazı müellifler şöyle der:

Kur’ân'ın en uzun sûresi Bakara,

En kısa sû­resi Kevser sûresi,

En uzun âyet borç âyeti,

En kısa âyet, ***** ile ***** âyetidir.

En uzun kelime ise, ***** «..Onunla sizi suladık..» (Hicr, 22.) âyetindeki kelimedir.

Kur’ân'da mevcut şu iki âyet, mu'cem harflerden meydana gelmiştir. Bunlardan biri, ***** «Sonra o üzüntünün ardından (Allah) size bir güven indirdi ki..» (Âl-i İmrân, 154.) âyet, diğeri de, ***** «Muhammed Allah'ın Resûlüdür..» (Fetih, 29.) âyetidir.

Kur’ân'da ardarda ***** harfinin geldiği iki âyet vardır. Bunlar (Bakara, 235.) âyeti ile, ***** (Kehf, 60.) âyetidir.

İki ***** harfinin bulundu­ğu âyet, sadece ***** (Bakara, 200.) âyeti ile ***** (Müddessir, 42.) âye­tidir.

İki ***** harfinin ardarda geldiği âyet, ***** (Âl-i İmrân, 85.) â-yetidir.

Kur’ân'da yirmi üç kef harfinin bulunduğu âyet sadece borç (Bakara, 282.) âyetidir.

İçinde on üç vakf (duruş) bulunan âyet, iki miras (Nisâ, 11-12.) âyetidir.

İçinde on tane vâv harfi bulunan üç âyetlik sûre, Asr sûresidir.

İçinde elli iki vakf bulunan, elli bir âyetlik sûre, Rahmân sûresidir. Bu sözlerin çoğunu İbn-i Hâleveyh nakletmiştir.

Ebû Abdillah Habbâzî şöyle der: Sultan Mahmud b. Melikşah'ın huzuruna çıktığımda bana ilk sorusu, Kur’ân'da gayın ile başlayan âyetler hangisi, ol­muştur. Kendilerine bunun ***** (Gâfir, 3.) ***** (Rûm, 2.) ve ***** (Fatiha, 7.) âyetleri olduğunu söyledim.

Şeyhulislam İbn-i Hacer'in kendi hattıyla yazılmış bir eserinden şunları naklettim: Kur’ân'da ardarda gelen dört şeddeli âyetler şunlardır: ***** «..Rabbin asla unutkan değildir. O, göklerin...Rabbidir.» (Meryem, 64, 65.), ***** (Nur, 40.), ***** (Yâsin, 58.), *****